4 Aralık 2011 Pazar

ara

Sabah hayrolsun diye uyandım. Sabah kahvemi içerken Freud'a selam durdum. Pazar gazeteleri de bitti. Pazar gazeteleri bitince pazar günü de bitmiş sayılmalı. Dan Ariely'nin "Akıldışı ama Öngörülebilir" kitabını okuyorum son günlerde. Altını çize çize, ders kitabı okur gibi. İnsan her ne kadar bilimsel teoriler peşinde ömrünü bitirse de, insan aklının gidip en bi akıldışı olana meyil ettiği ve bu musallat olan irrasyonaliteye karşı nasıl farkındalık geliştirilip fayda sağlanabileceği anlatılmış. Yazar bütün bunları yapılan deneyler, gözlem ve kendi hayatından örneklerle destekleyip, sanki bi yakınına anlatıyormuş gibi sade ve samimi bir dille yazmış. Kısaca kitap ve yazar mükemmel. Gemileri yakmak deyiminin de kaynağını öğrendim dün akşam. M.Ö. 210 yılında Xiang Yu isimli Çinli kumandanın, Qin hanedanlığına saldırmak için birliklerini Yangtze Nehri'nin karşısına geçirdikten sonra, kendi birliğinin gemilerini kendisinin yakmasına dayanıyor. Burada kal ve kazan yani. Yok öyle iki ileri bir geri, hem ilerleyeyim önümü göreyim, hem arkada bıraktığımdan olmayayım gibi bir garanticilik. Kahve ve çaydan midem yanmaya başladı. Bi gofret yesem geçer sanki bütün bunlar.