3 Aralık 2011 Cumartesi

Zaman her şeyin ilacı derler ya; yaklaşık 2 yıl önce acıdan öleceğimi sanmışken, bugün acının "o" çeşidinin bünyedeki karşılığını bile hayal edemediğimi gördüm. Bir başkasının acısını dinlerken , sanki çocukken geçirdiğim kızamıktan bahsediyormuşum gibi bir hissizlikle, evet ben de aynısını yaşamıştım diye geçirdim içimden. Atmosfere uyup bi iç çekeyim, uzaklara dalayım istedi melankolik bünye ama, yok, tık yok. Yaa dedim zaman her şeyin ilacıymış. Peki zaman ve acı aralarında negatif yönlü doğrusal ilişki kurarak beni hızla (hızla? 2 yıl?) iyileştirirken başka neler oldu? Ne yazık ki evrendeki hiçbir şeyin karşılıksız olmadığı gibi, bu işin içine de bir bedel girdi ve ben kendimi, dört bir yanı çelik zırhlarla çevrilmiş, kadınlıktan çıkıp adeta bir tanka dönüşmüş buldum. Şimdi değil canımın yanması, yanına bile yaklaşılamaz oldum. Aferin yine bana, nitekim vur deyince öldürmekteyim.
.jpg)